Feeds:
Posts
Comments

Winter

There used to be fully snow by December and we used to have some serious fun when we were kids of the town.

Playing snow balls, pushing around each other on snow, eating snow balls and skiing by hand made sleds… 

Now by the age of 31, not the soul maybe but understanding of life has changed. And there is nothing left from these funny times of our lives. There are bills to pay, appointments to take, possibilities to think, opportunities to catch and problems to scratch…

There am I standing in my office in front of my window and watching the crowd in hurry and traffic in jam as it goes like every day.

Thinking of good times I had and some more I am going to have in the future and in the middle of my thoughts a question appears in my had:

“What about now? How do I feel right now?”

I think this is a very important question that each of us have to ask themselves.How do we feel at the moment…?

The moment we live is important than the past and also important for the future.

What we had is gone, but what we have is the main resource of how we satisfy from life.

If screwed, the “moment” is the right time to fix it and if it is fixed, future will be the moment of more happiness…

If it was already fixed, the moment is the right time to expand and future would be pregnant to further beautiful moments.

So I replied my question:

“Yes, I am totally happy and satisfied right now. Though there are much more things to do and games to win, I am here standing as a man whose got the most beautiful things in life like;

“LOVE of his LIFE” 

“A wonderful baby boy” 

“A warm place to live” 

“A hot drink to consume”

“A job to get by” 

“ Friends to share good memories”

“A Loving family”

“A beautiful mind thinking for more opportunities to take”

And also the snow is on its way…

EARTHQUAKE IN VAN-TURKEY

More than 400 people died, thousands are injured by the earthquake happened in Van – Turkey.

Dead count is rising by each repeal of a new ruin. “Estimated loss will be more than a thousand” says government officials.

Thanks to all friendly countries Israel, United States, England, Iran, Azerbaijan, Greece  immediately run for aid and show their helping hand upon these hard times.

Thanks to Rihanna, Paulo Coelho and so many domestic artists for their material aid and spiritual supports.

Thanks to national and international companies who does not spare their aids and supports.

World had become one for banding the wounds of Van City.

Thanks to anybody who involved to this movement of healing and show the world that humanity still remains no matter what.

Israel and Iranian rescue parties are working together. No body is criticizing anything but only the lives they care about.

Thank you world. Thank you humanity.

Middle East Puzzle

Middle-East-Theatre-of-War-mapJust some hundred km’s away from Syria, sitting in an office building situated in Ankara and checking out the morning post.

Almost every country is jammed with troubles and thousands are dying innocent in the name of freedom.

Here in Turkey things are not that bad, you can still have a cup of tea, sit back and enjoy the peaceful days of hot summer. But the problem is your bloody inner man who wants to say “stop you all!” to the bad men but his voice becomes silence with the mass of darkness.

We don’t have these happening in here because we have democracy even though we do not like it at all. We are not in totally peace by the way, the PKK terror on process these days and there young brother of mine dying with the viperous traps of terrorists… More than 20 died this month… Maybe “not much” for a 80 million country you may say but we wish “never”

Every country of middle east there are brothers killing brothers… They die for nothing as in my country… No kurdish wants to be free cus they know they are already free in this country, they have their houses, companies running and they all behaved equal as a citizen… But bad men never stops working to change the climate into their needs…

Well good men still arose and will always be…

My dear alien Ada on his 2nd month. 

DSC_0060

In this life I have lived a lot of good things but nothing can come any close to the feeling of love that you feed to your own genetic heritage.

Ada is “a very good boy”. He doesn’t cry all the time, spends most of his time in peace and well being.

Sometime I think,

A new life has begun for a new human, new experiences, new choices, new personalities, new chances…

I and my wife are his lecturers in this organic life state!

He will copy our good and bad, right and wrongs, best and worst…

Love is not enough for a little baby to grow up… IF it was so then little babies in Somali-Africa wouldn’t die from hunger and sickness.

You have to know about the dangers waiting ahead and how to handle them.

You have to keep and feed the power in you as your patience.

You have to be aware of your manners and behave attentively.

You always have to stand sharp and distressed.

Though sometimes it comes hard to behave strong…

17072011028

 

Tek Çocuklara Kardeş Şart Mı?

Tek çocuk sorunlu olacak anlamında birşey yoktur. Ancak yapılan araştırmalarda kardeşlik önemli bir ilişkilenmedir. Sorumluluk, sorun çözme, işbirliği anlamında kardeşliğin yaşam becerileri açısından önemi çok büyüktür. Eğer çocuğunuzda bir kardeş istiyorsa bunu mutlaka dikkate alın. Ancak burada önemli olan kardeşi onun sorumluluğunda dünyaya getirmiş gibi anlamlar içeren cümleler kurmamanızdır.

Çocuğum kardeşini kıskanıyor!

Kardeşler arası kıskanma çok doğal bir davranıştır. Öncelikle ebeveynlerin bunu bilmesinde fayda var. Bu dönemde en önemli olan şey çocuğu yalnız bırakmamak hep yanında olmaktır. Kardeşlerin ilişkilerini beslemek anlamında büyük çocuğunuzun yaptığı bir resmi yeni doğan kardeşinin odasına asabilirsiniz. Ayrıca fotoğraflarını birbirlerinin odalarına koymanız onların ilişkilerini güçlendirecektir. Yeni doğan bebeğinizle ilgili yapacağınız işlerde büyük çocuğunuzdan yardım alın. Mesela bebeğinizin altını değiştirirken bezini büyük çocuğunuz getirsin. Çocuklarınız arasında kesinlikle kıyaslama yapmayın. Çocuğunuza dokunun, onu okşayın ve sarılın. Sevginizi sadece sözlerle değil dokunmayla da anlatın.

 

Bebeğim ağlıyor!

Bebek ağlamaları anne ve babaları en çok husursuz eden ve hastaneye başvurmalarına sebep olan durum. Bu durum ayrıca hekimleri de sıkıntı içine sokuyor. Uzmanlar, çocuk polikliniklerde en çok karşılaştıkları durum olarak yorumluyor bebek ağlamalarını. Peki bebek neden ağlar? Karnı acıktığı için, altını ıslattığı için, susadığı için, kızdığı için, korktuğu için, isteği yerine getirilmediği için.. Hatta canı istediği için bile. Eğer bebeğiniz bu sebeplerle ağlıyorsa problem yok. Ancak bazı durumlarda uzun süren bebek ağlamaları başka bir rahatsızlık belirtisi olabilir. Herhangi bir yerinde hissettiği ağrı, hissettiği huzursuzluk ve mutsuzluk sebebiyle de ağlar. Böyle bir durumda bebeğin bir doktora gösterilmesi ve bebeğin bu şikayetinin ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Bebeklerde ağlama nöbetleri doğumdan 2 ya da 3 hafta sonra başlar. 3. ve 4. aydan sonra azalır. 4. ayın sonunda son bulur. Bebekler ağlama nöbetleri boyunca bacaklarını karnına doğru çeker ya da dimdik uzatır. Kızarır hatta morabilir.

 

Bebeklerde Gaz Sancısı

Yeni doğan bebeklerin yaşadığı en önemli sorunlardan biri de gaz sorunudur. 2 hafta ile 3 aylık bebeklerde çok karşılaşılan bir sorundur. Yaklaşık yüzde 10 ile yüzde 25 arasındaki bebekte gaz sorunu (kolik) görülmektedir. Bu sorunun neden kaynaklandığı ise tam olarak aydınlanmamıştır. Sosyal faktörler, psikolojik faktörler etkili olarabilir. Ancak tek bir sebebi bulunmamaktadır. Kolik yani gaz sancısı ağlamaları bebek dünyaya geldikten 15 gün sonra başlamaktadır. 6 haftada maksimum düzeye çıkar ve 12. haftaya kadar sürer. 15 günlük bebeğin normal ağlama süresi günde 1.5 saattir. 2 buçuk aylık bebeğin günlük ağlama süresi ise yaklaşık olarak 3 saattir. Bebeğin ağlamasının sebebini kolik ağrısı diyebilmemiz için günde 3 saati geçen ve bunun gerçekleşmesi haftada 3 günü bulan ağlama nöbetleridir. Gaz sancısında emzirme süresi çok önemlidir. Eğer bebek bir göğüste yarım saat 45 dakika emdiği zaman hava alması artmaktadır. Bu yüzden emzirme süresine son derece dikkat etmek gerekmektedir. Anne iki göğsünden de bebeği emzirmelidir. Bebek emdikten sonra yarım saat dik tutulması gerekmektedir.

 

Bebek anne karnında hangi sesleri duyar?

Anne karnındaki bebeğin hangi sesleri duyup duymadığı en çok merak edilen bir konulardan biridir. Anne karnındaki bebek en çok tiz sesleri duymaktadır. Kalın sesleri de duyabilir ancak onları tam olarak kavramaz. Aynı zamanda annenin rahim duvarı da sesler için bir kalkan görevi yapar. Bu kalkan bebeği gürültüden korumaktadır.  Bebeğin de kulakları henüz çok iyi gelişmemiştir. Anne sesi ince bir ses olduğu için bebek anne karnında annenin sesini çok daha iyi duyar.  Anne karnındaki bebek 16. haftada duyar, 32. haftada ise duyduğu sesleri kavrar ve algılar. Bunları beynine kaydeder ve bu sese karşılık tepkiler verir. Bu durum aynen doğum sonrasında da geçerlidir. Bebek ağlamaya başladığı zaman rahim içinde algıladığı müziği dinlettiğimizde bebeğin ağlamasının kesilmesine birçok anne şahit olmuştur. Ancak müziğin bebeğin zekasını geliştireceği konusunda net veri yoktur. Çoğu uzman bunun doğruluğuna inanmaz. Müzik bebeğin ruhsal gelişimine olumlu yönde katkı sağlamaktadır. Özellikle gündüz saatlerinde bebeğe müzik dinletmek uygundur. Rahim içindeki seslere uygun müzik dinletmek gerekir. Bu da daha çok klasik müziğe uygundur.

 

Bebeğiniz Yatağında Uyumak İstemiyorsa!

Ailelerin en büyük problemlerinden biri de bebeğin odasını ayıramamaktır. Bu konuda soğru olan şey bebeğin doğduğundan itibaren ayrı odada yatmasıdır. Ama zaman zaman anne ve babalar, bebek süt emdiği ya da oda sıcaklığı bebek için uygun olmadığı için kendi yanlarında yatmalarına müsade ediyorlar. Ancak bir süre sonra çocuğu bu alışkanlıktan kurtarmak problemi ile karşı karşıya kalıyorlar.Eğer bebeğiniz kendi odasında uyumak istemiyorsa size birkaç ipucu.

· Bebeğinizin odasını güzelleştirin. Duvara onun istediği şeyleri yapıştırın, oyuncaklarla birlikte odasını süsleyin.

· Eğer bebeğiniz 3 yaşından büyükse odasını kendi fikrini alarak dizayn edin.

· Yatağını beraber toplayın. Bu şekilde onun odası fikrini benimsemesini sağlayın.

· İlk başlarda kapıı açık bırakmak istiyorsa müsade edin.

· Kimi çocuk uyuyana kadar yanımda kal der. O uyuyana kadar ona masal okuyun.

· Siz neden ayrı yatmıyorsunuz diye sorduğunda onun da büyüyünce evlenince ayrı yatmayacağını, kendinizin de evlenmeden önce ayrı yattığınızı anlatın.

· Kendi odasında uyuduğu zaman onu yüreklendirin.

 

Hamilelik ve güvenlik kontrolleri

Hamilelikte en çok karşılaşılan sorulardan biri de güvenlik kontrolü buunan elektronik kapılardan geçmek bebek ve anne için sakıncalı mıdır? Bilindiği üzere bu tarz güvenlik kapıları üzerimizdeki silah gibi yoğun metallerin tespitinde sesli uyarı vermektedir. Önceleri sadece havaalanı ve özel koruma bulunan binalarda kullanılan kapılar günümüzde hemen hemen tüm alışveriş merkezlerinde bulunmakta. Bu kapıların çalışması son derece basittir. Hafif bir elektrik akımıla çalışan bu kapılar elektrik akımının kesildiği anda sesli uyarı vermektedir. Doktor Alper Mumcu kendine ait sitesinde bu konuya değiniyor: ” Güvenlik kontrollerindeki metal detektörlerinde oluşan manyetik alan Manyetik rezonans (MR) uygulamalarındakinden kat kat daha azdır. Yapılan bilimsel çalışmalar hamile kadınlarda gerek bebeği değerlendirmek gerekse anne adayındaki bazı patolojileri saptamak amacıyla yapılan MR incelemelerinin bebek üzerinde herhangi bir zararlı etkisinin olmadığını ortaya koymaktadır. Üstelik özel kapıdan geçiş sırasında manyetik alana maruz kalma süresi MR ile kıyaslanamayacak kadar kısadır. Öte yandan Physics in Medicine and Biology dergisinde Ağustos 2003 tarihinde yayınlanan bir makalede değişik markalardaki el detektörlerinin hamile kadınlar ve bebekleri üzerindeki etkileri araştırılmış ve bu cihazların gebelik açısından hiçbir risk oluşturmadığı sonucuna varılmıştır. (Kainz W. et al.)  Anlaşılabileceği gibi binaların girişlerindeki kontrollerin bebeğiniz üzerinde hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Ancak özellikle ülkemizde uygulayıcılar da dahil olmak üzere pekçok kişinin yeterli bilgiye sahip olmaması nedeniyle ve hamile kadınlara karşı olan hassas yaklaşımın bir sonucu olarak hastane girişlerinde dahi görevliler bu kapılardan geçmek istemeyen hamile kadınlara kolaylık göstermektedirler. Bu gereksiz ve anlamsız bir yaklaşım olmakla birlikte farklı olduğunuzu hissetmek için biraz oyun oynamanın zararı yoktur. Bu tür bir kapıdan geçmek zorunda olduğunuzda hamile olduğunuzu söyleyerek ayrıcalık talep edebilir ve bunun tadını çıkarabilirsiniz. ”

5 MART 2011’de Kansere Umut Vakfı’nın İstanbul Sultangazi’de  “KANSERE SEBEP OLAN BESLENME ALIŞKANLIKLARIMIZ” konusunda düzenlediği toplantıda
Prof. Dr. Kenan DEMİRKOL’UN konuşması

… Üçüncüsü ise karaciğer yağlanması. Ama ne tür bir yağlanma? Alkolizm dışı bir yağlanma. O yüzden biz buna alkol dışı karaciğer yağlanması deniyor. Ve alkol dışı karaciğer yağlanması, özel tipli bir siroza neden oluyor. Atatürk’ün öldüğü siroz hastalığı var ya. Özel bir tipte siroz hastalığı, kriptojenik siroz deniyor buna. Amerika’da son otuz yıl içinde üç kat artan karaciğer kanserinin de kriptojenik siroz sonucu olduğu belirtiliyor. Yani sonuçta Amerika’da son 30 yılda üç kattan fazla görülen karaciğer kanserinin sebebi mısır şurubudur. Bu, bu kadar açıkken bizim bakanlığımız dün yaptığı açıklamada hiçbir bilimsel kanıt sunulamamıştır diyor. Benim 110 tane bilimsel yayın kullanarak yazdığım, on yedi sayfalık raporu da çiğneyerek bunu yapmış. 17 sayfalık rapor gönderdim onlara. 110 tane de literatür ekledim. Ama neoliberalizmdeki iktidarlar sermayenin iktidarıdır; vatandaşın iktidarı değildir. Yurttaşın iktidarı değildir…

Ne olur çocuklarınızı mısır şurubundan uzak tutun. Hem şekerden uzak tutun ama özellikle de yani gofret, bisküvi kek dışardan alacağına az şekerli bir keki evde kendin yap. Yani ambalajlı bir ürün sunmayın çocuklarınıza. Bugün gıda sanayisinde sadece ve sadece aksi belirtilmediği takdirde mısır şurubu kullanılıyor. Dondurmalarda o kullanılıyor, hazır aldığınız baklavanın şerbeti bile mısır şurubundan. Kartal’da onun fabrikası var Ülker’le Cargill firmalarının ortak kurdukları bir fabrika. Baklava şerbeti bile oradan geliyor. Çocuklarınıza illa tatlı bir şey yedirecekseniz, ne olur evde kendiniz yapın ve olabildiğince az şekerli yapın. Çünkü total olarak da şeker zararlı zaten, yani insanın zarar görmeden günde tüketebileceği şeker miktarı 30 gram dolayındadır. 30 gram, 8 kesme şekeri yapar. Ama bu şekerin içinde ne yazık ki meyve de var, bal da var, yani siz kahvaltıda bir tatlı kaşığı bal yediyseniz, hakkınız 7 ye düştü. Bu hakkınızı ağırlıklı olarak meyve olarak değerlendirin. Eğer bugün hiç şeker yememişseniz, bal dahi yememişseniz, çayınıza hiç şeker koymamışsanız, başka hiçbir şeker kaynağı da yoksa, 8 kesme şekerin karşılığı 300 gram portakal veya 300 gram elma veya 400 gram kiraz veya vişne veya 100 gram kadar muz, incir veya üzüm yiyebilirsiniz. Ama sadece 100 gram. Yani mandalina zamanı koy hanım önüme bir kilo mandalinayı ben bunu yiyeyim bu sağlıklı değil. Siz sınırsızca sebze yiyebilirsiniz ama meyve sınırlı yemeniz lazım. Meyvenin fazlası da şişmanlatır. Ve zararlıdır, karaciğer yağlanması yapar….. Yani meyve tek başına bile hem karaciğer yağlanması, hem karın tipi şişmanlık yapabilir. Karın tipi şişmanlığın çok özel bir yeri vardır. Bağırsak çevresindeki iç organların çevresindeki yağlar hormonal etkin yağlardır ve bu hormonal etkin yağlar ne yazık ki kanser oluşumunda da, kalp-damar hastalığı oluşumunda da etkindir. O yüzden eşit bir şişmanlık, yani kollar bacaklar her taraf eşit ama karın büyümemiş. Bu şişmanlığa çok itirazım yok. Ama karın tipi şişmanlık eşittir şeker hastalığı, eşittir kalp hastalığı, eşittir kanser. O yüzden göbekler inecek. Göbekler inmediği sürece sağlıklı olma şansımız yok. Göbekleri indirmek içinde şekerden uzak duracağız. Çünkü en çok karın tipi şişmanlık yapan früktozdur. Bizim yediğimiz pancar şekerinin de yarısı früktozdur. Yediğimiz meyvenin şekerinin de yarısı früktozdur. Biz früktozu azaltmak zorundayız. Karın tipi şişmanlığı, dolayısıyla kalp hastalığı, kanser, inme gibi hastalıklardan kurtulmak istiyorsak karnımız inecek.

- Esmer şeker hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Bakın bütün şekerler esmerdir. Üretim aşamasında karamelize olur. O yüzden esmerdir ama yıkandıkça üzerindeki karamel atılır, rafine edildikçe beyazlaşır. Yani senin dediğin esmer şeker, yediğin beyaz şekerin üretimdeki bir önceki aşamasıdır. Sadece ticari bir tuzak. Daha yüksek fiyata satabilmek için ticari bir tuzak.

Şimdi karaciğer yağlanmasının önemli bir bölümü selim seyredebilir. Yani her hangi bir sorun yaratmadan da insan ömrünü bununla sürdürebilir. Ama bir bölümü yine hatalı beslenmenin devam etmesi koşuluyla, yağlı karaciğer iltihabına dönüşebilir. Alkol dışı yağlı karaciğer iltihaplanmasıdır bu hastalığın adı. Ciddi karaciğer yetersizliği, siroz karaciğer kanseri aşamasıdır. Bazen yağlı karaciğer iltihabı olmadan da sadece yağlı karaciğer aşamasında da bazı hastalıklar çıkabilir ama yağlı karaciğeriniz varsa iki yol var sizin önünüzde; biri nispeten hayatınızı idame edeceğiniz bir yol öbürü de ölümdür. O yüzden ne yapıp yapıp karaciğer yağlanmasını tedavi ettirmelisiniz. Bunun da temelinde şekeri tümüyle sıfırlamanız geliyor. Ancak iki yıl gibi bir süre içinde toparlayabilirsiniz……

Şeker kesmeyi dile getirdiğimiz zaman karaciğer yağlanması açısından, o zaman nişastayı da kesmemiz lazım. Çünkü nişasta, daha ağzımızda çiğnendiğinde tükürükle glikoza dönüşür. Şekerdir; yani nişasta da şekerdir.

- Kolesterolün karaciğer yağlanmasıyla bir ilgisi var mı?

- Kolesterol olmazsa hayat olmaz. Bütün hormonlarımızın ham maddesi kolesteroldür. O yüzden zaten anne sütünde kolesterol çok yüksektir. Çocuğun hormonlarının üretilmesi için başlangıçta anneden aldığı kolesterole ihtiyacı vardır. Kolesterol masum bir maddedir. Ama oksitlenirse oksikolesterole dönüşür ve damar sertliği yapar. Peki oksitleyen ne? Şeker. Yedikten sonra şeker trigliseride dönüşür. Yağdır o ve o trigliseritten kolesterolü oksitleyerek damar sertliği yapar bir. İki ayçiçeği yağı, mısır özü yağı veya margarinden elde edilen trans yağ asitleri kolesterolü oksitler ve böylece damar sertliği oluşur. Üç, yapay yemle beslenen hayvanların sütünde de iç yağı vardır. Damar sertliği yapıcı doymuş yağ asitleri vardır, bunlar kolesterolü oksitler ve hasta eder bizleri. Şimdi hayvanın merada otlarsa ayçiçeği yağı mısırözü yağı margarin kullanmazsan şekeri de azaltırsan senin damar sertliği olma şansın kalmıyor. Kolesterolün ne olursa olsun. Ama bu bilgi kolesterol ilacı üreten Amerikan şirketlerinin işine gelmiyor. Bugün yılda sadece kolesterol ilacı satımından 50 milyar dolar elde ediyorlar. O yüzden de Amerikan tıbbı bize ne emrediyor? Kolesterol ilacı ver diyor. Bakın gazetelere yansıyan bir gerçek var. Nasıl bizim Sağlık Bakanlığımız bir bilimsel kurul kurdu, Amerika’da da böyle bir bilimsel kurul kuruldu ve “Normal kolesterol düzeyi kaçtır?” sorusuna bilim kurulu yanıt versin istendi. Ve de normalin çok altı bir değer, 200 mü kabul ediliyor normal,150 gibi bir değer ileri sürdüler. Sonradan ortaya çıktı ki bilim kurulunda yer alan 9 öğretim üyesinin dokuzu da ilaç şirketlerinden rüşvet almışlar.

- Hocam kızartmalarda ne tip yağ kullanmak gerekir?

- Kesinlikle zeytinyağı, kesinlikle.

- Peki, zeytinyağının yanma derecesi ayçiçeği yağından yüksek midir?

- 240 derece, ayçiçeği yağından çok daha yüksektir. Tava ısısı normal şartlarda 180 dereceyi çok az aşar. O yüzden rahatlıkla zeytinyağını kullanabilirsiniz ama dumanlaşma derecesi diye teknik jargonda adlandırılır sızma zeytinyağını kullandığınız zaman çok daha düşük derecelerde dumanlanma görürsünüz. O su buharıdır. Su buharıdır ve içindeki bazı organik maddeler yanar, koku maddeleri tat maddeleri yanar. O yüzden o, yağın yandığı anlamında değildir. Ne olur yanılmayın. Yağ yanmıyor. İçindeki bazı koku, renk maddeleri yanıyor. 240 dereceye kadar dayanan bir yağdır……

- Bir dinleyicinin elindeki pet şişeden su içtiğini gören hoca,

- Şimdi içtiğiniz su ile neler elde ettiğinizi de gözden geçirelim ve bu günkü toplantıyı kapatalım. O polietilen tereftalat maddesinden üretilmiş yani pet şişenin içindeki stalatlar suyun içine karışmış bulunuyor. Ayrıca o plastiği yumuşatmak için antimon denen bir ağır metal kullanılmıştır o da suyun içine karışıyor dolayısıyla siz hem stalat, hem de antimon içmiş oldunuz şu anda. Peki, ne yapar bunlar size? Bunlar hormon bozucular diye geçer. Sizin vücudunuzda bir takım hormonal bozukluklar yaratır. Bu hormonal bozuklukların bir bölümü, örnek, östrojen etkisini göstererek 5 yaşında çocukların adet görmesine sebep olur. İki buçuk yaşında bir çocuk getirdiler Lüleburgaz’dan adet görüyor. İki buçuk yaşında. Hamile bir kadın östrojen etki gösteren bir hormonal bozucuyu aldığı zaman, o madde özellikle bu 19 litrelik su bidonlarında onlar polikarbon denen bir plastiktir ve ham madde olarak Bisfenol-A denen bir maddeden üretilir. Bisfenol-A’nın meme kanseri yaptığı 1930 yılından beri bilindiği halde ve 130 tane bilimsel yayın olduğu halde bunun hakkında hala biz o bidonlardan su içmeye mahkum bırakılıyoruz. Bisfenol-A hamile bir kadının karnındaki çocuğun beynindeki cinsiyet ayrım merkezine gittiğinde çocuğun homoseksüel olma olasılığı çok yükseliyor. Meme kanseri riski çok yükseliyor erkekse prostat kanseri riski normal bunla temas etmemiş insana göre 3 kat artıyor. Yani musluk suyu için Allah aşkına.

- Arıtıcılar hocam?

- Paranız varsa arıtıcı kullanın. Ama paranız yok arıtıcı alamıyorsunuz, musluk suyu için. Musluk suyu İstanbul’da kullandığınız plastik şişedeki su hangisi olursa olsun 100 kat iyidir. İSKİ’nın her ay İstanbul’daki bütün su havzalarının sağlık raporları internette yayınlanıyor. Biz geçen sene NTV’de bir su programı yapmıştık ve NTV Yıldız Teknik Üniversitesinde piyasadan topladığı suları bakteriyolojik incelemeye gönderdi. Hepsinde mikrop çıktı. Hepsinde istisnasız. Yani siz sağlıklı olsun, temiz olsun çocuğum mikropsuz su içsin diye mikroplu suyu paranızla içiyorsunuz. Bıraktım vazgeçtim mikroptan, kanser yapıyor. Almanya’da geçen sene ocak ayında Avrupa birliğinin gıda güvenliği merkezi vardır EFSA ocak 2010a kadar Bisfenol_A’nın sağlık sakıncası olmadığını iddia ediyordu. Ama toplum baskısıyla mayıs ayında biz bu işi araştıracağız dediler ve ekim ayında biberonlarda Bisfenol-A’nın kullanımını yasakladılar. Tamam, da biberonda yasakladın e çocuğuna Bisfenol-A’lı su bidonundan su katmıyor musun mamasını hazırlarken? Isı ve zaman etkisiyle plastiğin defalarca kullanılmasıyla Bisfenol-A’nın suya geçiş oranı çok artıyor. Şimdi su ısınmaz ki diyeceksiniz. Arizona’da yapılan bir çalışmaya göre şehirlerarası su nakli sırasında kamyon içerisindeki su 80 dereceye kadar ısındığı saptanmıştır. 80 dereceye ısınan su o plastikten ne kadar madde çözüyor biliyor musunuz? Sizi de sülalenizi de kanser etmeye yeter. Antalya’da yazın açık havada duran suyun derecesi kaç acaba? Banyo bile yapamazsın o kadar sıcak suyla. Ne olur musluk suyu kullanın. Bırakın şu plastikleri.

- Hocam bazı yiyecekleri plastik poşetlere koyup buzluğa atıyoruz . bu da sakıncalı mı?

- Şimdi bakın naylon folyo polietilen denen bir maddedir ve polietilenin bu güne kadar bir sağlık sakıncası saptanmamıştır. Daha büyük sorun yoğurt kapları. Mesela bazen çay içiyoruz köpük gibi bardaklardan veya uçağa bindiğimizde şeffaf cam gibi çıt diye kırılan plastik bardaklar var hem o polystryne hem köpük gibi olan bardaklar da polystryne onlardan stryne çayımıza geçiyor o da kanser yapıyor.

Şimdi plastik yoğurt kaplarında, ben anlata anlata zannediyorum bazı firmalar artık polipropilen kullanmaya başladı. Kabın altına baktığımız zaman veya yanına baktınız zaman bir üçgen göreceksiniz. Üç oktan oluşan bir üçgen. Bu geri dönüşüm işaretidir. O üçgenin içinde bir sayı yazar. 5 numara polipropilendir altında da zaten PP yazar. Yoğurt alırken artık markaya göre değil kullandığı plastiğe göre tercihinizi yapın. Ben her yoğurt almaya gittiğimde maalesef aynı firma farklı marketlere farklı plastik gönderebiliyor. Daha ucuz marketlere adi plastiklerde, lüks semtlerdeki marketlere daha kaliteli plastikte gönderiyor. Ne acı. Yani ayırım yapıyor.

- Yani hocam üçgenin içinde 5 mi yazması lazım?

- Evet polipropilen

- 1,5 litrelik su şişelerinde 1 yazıyor.

- Evet, işte o PET polietilen tereftalat, kötü, 1 numara kötü. Evde 19 litrelik bidonların altına bakın. Onda da 7 yazar. 7 diğer plastikler anlamına gelir. Diğer plastiklerin içinde 6-7 farklı plastik vardır bunlardan bir tanesi de polikarbondur onun için üçgenin altında PC kısaltması vardır.

Rock’n Turkey

On a shiny, cold summer day country shakes with the politics folks.

One more time we Turks gave another meaning into democracy and showed how much attention we pay to public.

Actually it all started at past once we were mentioned as imperial and yet we have approved that almost nothing has changed at all.

Sometimes I ask myself “Do I love my country?” “Do I like and feeling satisfied with my life in here?” “Would there be a better future for me outside my home”

And finding answers like “ Yes indeed” “No not at all” “Absolutely” and so…

I think every citizen of any country at least once upon a time came with questions like these depending on the things they have faced to…

Anyways, you get up the bed, you pour some coffee or tea and if luckly feeling well enough to eat you set up a breakfast table, than you open your tv to catch whats going on in the country and world…

The speaker tells about bad things, very very bad things like “this happened, she died, he cut throat, dollar goes down, euro goes up, parliament found dead in his car, war on there, war on this bla bla bla… GOOOOOOD MORNING!…. And than they put a short video of koalas inorder to cheer you up a little. WELLLLL! THANK YOU MR TV… 

Problems, problems, problems… We are all surrounded with lots of problems and shit happens folks… Human are problem solvers!

He rob the house, cops handcuffed him to put in jail and he lives his humanrights in jail with my taxes… Jail gets full of burglars and out of room…

He never works, he never votes, he and his family lives on my taxes…

Problem solved!

This is what humanity calls justice.

Turkey Rocks! Folks, we have parliaments that refuses to take the pledge but accepts monthly salary and other extra fruitfulness of their leather chairs!

They take the vote but they do not swear on their country about being justified, honorable and true on every matter relevant to the country and public who gave them their leather soft chairs!

Iran talks and behaves shitty, lets hit them with missiles… Problem solved!

People dies, problem solved!

We poor humans never solve a thing, we create new ones while we think we are solving them… I think.

And nowadays I dance with Turkeys we are jingling bells and moving our ass…

We are solving problems!

Dear Bin LADIN

So proud that you finally go to hell where you belong.

I would write more than this but you do not worth one more sentence.

Rest In Hell M.F.

Living & Life in Gray City

Ankara_Park_SegmenlerGray City wore white silts and cried a lot in past days…

I do not know why but melancholic is she, as always.

Sharing life with Ankara no easy. Cause you are to share her love with 8 million person whose have similar dreams but peculiar needs and emotions to be fulfilled.

Lots of lovers come and go in her pretty big hearth, some decide to stay and live with her, live their life and die in the arms of her and some left already…

The more she gets older the more she becomes beautiful and much more younger than ever.

There are cities all over the world, The City of Angels, City of Lovers, City of Pain, Hell City, Paradise City, Sunshine City, York City… 

History is full of motherlands and future is pregnant to some newcomers…

Gray City has always smoke on roof tops of tall buildings, it slowly pushes down by night and softly blurs the windows till dawn.

Strangers may get confused if it is a fog but it is not as it seems to be i think. Actually, its more like a cloud, of unanswered questions about living and life, peace and mind, truth and lies, courage and honor, metonyms and facts and much more of thoughts which has been collected and saved by the winds of this earth and broughtyalnızlık by the drops of fruitful rains.

Some may think, the smoke has disappeared by the shine of the early morning sun. In fact, it only becomes invisible when people of the city are awake. They change shifts to work and to think i guess…

It doesn’t matter where do you live, if darkness has a plan for you, it will find you. There is no hiding place nor running away of it… It simply finds you. Living in a big city only makes it easier for it since it feeds a lot of whisper addicts under its command…

This is why we are trying to stay calm all day, during on the wheels in traffic, walking at night on a crowded/empty streets, listening sharp sounds and trying to be aware of any danger that can find us almost anywhere, any moment…

Oh yes, even though we are all heroes or heroines, we do afraid folks!

We afraid of loosing our loved ones, loosing our precious things which we spend a lot of money on and we afraid of loosing our lives and leaving our precious, eternal, dream kingdom… This is why we are in rush to earn, spend, work and to think more…

When color are gray we may think there were once White and later Black came and turned it into gray or otherwise… But either way we get the gray!

Nobody knows how this city turned into gray… But her rusted history and shore less cemetery tells much about her. And this smoke which we see 4 seasons all over the city is neither gray, nor white… Like a cotton bunch scattered around or “Casper” the Ghost, melted down by an acid…

If everything has a meaning of existence, Ankara has to be one too… People call it Gray City because of the pollution of charcoal painted whole city into tones of gray by soot. And the mist of the city was like a village just burnt by Romans…

A merely old saying that it was named by some old Vikings who luckily got out from the big flood and find themselves in the hearth of Anatolia… Then they settled there and as a memory of their past, they named this place “Anchora” from the word “Anchor” which they think the place has been an Anchor for them to stay alive out of the big flood!

Nowadays life itself flows like a flood here in Ankara… 

People are changing through the political whether and turning into a new form of persons, the usage of internet and media directing people into wrong shores full of rocks, sins and crime… they become much Ruthless each day… But worst of all, people are loosing their integrity, dignity and the strong roots of public has already started to come undone…

Everybody feels sick, tired and useless… This make people angry and they can not stand a word or a simple mistake… Most of the youth dreams about being so rich without a simple try, they do not like reading, writing, because of the wrong education system and ruthless teachers…

Sick men can not teach, hungry men can not learn, poor men will not mercy, frightened men will not speak out their rights!

And Gray City cries out blood from her eyes…

Words of Trust, Honesty, Dignity, Power, Love, Respect, Justice… Has lost their meaning kind a…

Gray City slowly turns to Grave City… !

Smoke leaves the roofs slowly…

Technorati Etiketleri: ,,,
Technorati Etiketleri: ,,,,,

1- you can find at least a Turk in each country doing your shabby works…

2- you can easily create a hero or a rocket by pumping on his/her gas button and throw Turk overseas

3- once you pump them true, A Turk will be more king then the king himself

4- you can easily make a Turks’ mind in every situation once you start with the words “we need you / world needs you”

5- you can easily make 2 Turk fight and enjoy watching them only with a few words “he/she is better than you / he/she will beat the shit out of you” and so…

6- you can create more than 12 ethnicity with one Turk

7- you will always have people to waste or dump for any situations and yet number is infinite

8- whatever you say or do, Turks will forget them in 21 days maximum, and they will love you again

9- the more you become cruel and crook to a Turk, the more respect you get because this will make Turk to think you are smarter than him!

10- you’ll have a 90 million person market and a laboratory to try your most crazy and dangerous biological, genetical, pharmacological, medical and psychoactive experiments on the field, and the sons and daughters of this market will help you make it on their own for the sake of Science and Civilization

11- they are the only stupidst people in this world who accept billions of credits with the condition of using these credits only from the economic units of the credit supplier…

So you give 100 to them, and they give it back to you immediately with its income returns, your economic units also earn and pay taxes… So you triple your income by hitting 3 birds with one stone!

12- A Turkish can die for his/her friend no matter how silly this looks…

13- If Turks do not exist Neither Westerners, Nor Easterners may go on thinking that they are smart and precious!

Finally Folks,

God Sent Turk To The World,

To Show Humanity and Satan, Why They Have Been Swept Out From Heaven…

But People Do not Think Enough!

So Every “Dead Turk” are Welcome In Heaven!    

Older Posts »

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.